KONFEDERASYON HABERLERİ

4688 Sayılı Kanun Kapsamında Yargı Kararları Sempozyumu Başladı
Memur-Sen ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamında Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar Sempozyumu” Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un katılımıyla Ankara Kızılcahamam’da başladı.
İkincisi gerçekleştirilen sempozyuma, Bakan Yılmaz Tunç, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Ali Cengiz Köseoğlu’nun yanı sıra; Memur-Sen’e bağlı sendikaların genel başkanları, yüksek yargı mensupları, akademisyenler, hukukçular ve çok sayıda davetli katıldı.
Bakan Tunç: Bu sempozyum, çalışma hayatına yön verecek bir istişare zeminidir
Sempozyumda bir konuşma yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kamu hizmetinin emek, vicdan ve hukukla kurduğu ilişkinin böylesi platformlarda ele alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Bakan Tunç, 4688 sayılı Kanun çerçevesinde geçmişten bugüne yaşanan sorunların yargı kararları ışığında değerlendirilmesini ve geleceğe yönelik somut çözüm önerilerinin tartışılmasını son derece kıymetli bulduklarını ifade etti.
Sempozyumda dile getirilecek her görüşün, çalışma hayatına doğrudan temas eden bir yol haritası niteliği taşıdığını vurgulayan Bakan Yılmaz Tunç, Memur-Sen’in kamu görevlilerinin hak mücadelesinde üstlendiği rolün altını çizdi. Memur-Sen’in 30 yılı aşan sendikal mücadelesi boyunca her zaman demokrasinin, milli iradenin ve adaletin yanında yer aldığını belirten Tunç, konfederasyonun vesayetçi anlayışlara karşı sergilediği ilkeli duruşun Türkiye’nin demokratikleşme sürecine önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Merhum Mehmet Akif İnan’ın Memur-Sen’in fikri ve ahlaki temelini oluşturan isimlerin başında geldiğini ifade eden Tunç, sendikal mücadelenin yalnızca ücret ve özlük haklarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda insan onurunu ve toplumsal adaleti koruyan bir misyon taşıdığını dile getirdi.
“Sendikalar çalışma barışının teminatıdır”
Çalışma hakkının evrensel ve devredilemez bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Tunç, sendikaların bu hakkın korunmasında temel bir rol üstlendiğini ifade etti. 2010 Anayasa değişikliğiyle kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkının anayasal güvenceye kavuşturulduğunu hatırlatan Tunç, bu düzenlemeyle kamu personelinin taleplerinin hukukun koruyucu şemsiyesi altına alındığını söyledi.
Sendikal örgütlenmenin önündeki idari ve fiili engellerin kaldırılması yönünde önemli adımlar atıldığını belirten Tunç, e-Devlet üzerinden sendika üyeliği, başörtüsü yasağının kaldırılması, kılık kıyafet özgürlüğü, taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi ve 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi gibi düzenlemelerin emeğin onurunu güçlendiren adımlar olduğunun altını çizdi.
4688 sayılı Kanun’un uygulanmasında yargı kararlarının yol gösterici bir rol üstlendiğini de belirten Bakan Tunç, “Gerçekleştirilen sempozyumun; yargı, akademi ve uygulama arasındaki diyaloğu güçlendireceğine, hukuki tartışmaları derinleştireceğine ve kamu görevlilerinin sendikal haklarına dair daha adil, daha kapsayıcı bir perspektif sunacağına inanıyorum” diye konuştu.
Ali Yalçın: “Bu kanunla daha fazla yol almak mümkün değil”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise kamu görevlileri sendikacılığı açısından tarihi bir eşikte bulunduklarını belirterek, 4688 sayılı Kanun’un ve mevcut toplu sözleşme sisteminin yapısal sorunlar ürettiğini ifade etti.
Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen sempozyumun kamu görevlileri sendikacılığı açısından bir ilk ve çok önemli olduğuna dikkat çeken Yalçın, sempozyumda birçok sorun alanının tartışıldığını ve son derece faydalı sonuçların alındığını hatırlattı. İkinci sempozyumun da aynı katkıyı sunacağına inandığını belirten Yalçın, bu sürece destek veren herkesin emeğinin taktir edilmesi gerektiğini vurguladı.
4688 sayılı Kanun’un 25 yıldır yürürlükte olduğunu, toplu sözleşme hakkının ise 16 yıldır uygulandığını hatırlatan Ali Yalçın, kamu görevlisi sayısının 4 milyonu, emekli sayısının ise 2,5 milyonu aşmasına rağmen sistemin aynı şekilde devam ettirildiğinin altını çizdi. Bugüne kadar yapılan sekiz toplu sözleşmenin yarısının uzlaşmazlıkla sonuçlandığını belirten Genel Başkan Yalçın, Hakem Kurulu’nun çözüm üretmekten uzak kaldığını ifade ederek, “Hakem Kurulu bugüne kadar memnuniyet verici hiçbir karara imza atmadı; çözümün merkezi değil, sorunun parçası oldu” değerlendirmesinde bulundu.
“Mevcut Kanun ILO normlarına uygun değil”
Toplu sözleşme sisteminin adil bir pazarlık zemini sunmadığını dile getiren Yalçın, görüşme sürelerinin yetersizliğine, grev hakkının bulunmamasına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik sınırlamalara dikkat çekti. Grev hakkının adil bir toplu pazarlığın ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayan Yalçın, “Sendikal haklar üçlüsünden biri olan grev hakkı, mevzuatımızda memurlar açısından hiç yok” diye konuştu.
4688 sayılı Kanun’un ILO normlarına uygun olmadığını belirten Yalçın, Memur-Sen olarak bu sorunları yıllardır raporlar, çalıştaylar ve sempozyumlar yoluyla ortaya koyduklarını ifade etti. Mevcut tabloya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu sekiz toplu sözleşme süreci göstermiştir ki, bu kanunla daha fazla yol almak mümkün değildir” sözleriyle kapsamlı bir mevzuat değişikliğinin zorunluluğuna işaret etti.
Başkan Yalçın, Türkiye Yüzyılı vizyonuna uygun, katılımcı ve adil bir sendikal düzen için sıfırdan yeni bir sendika yasasına ihtiyaç olduğunu belirterek, Memur-Sen tarafından hazırlanan yasa önerisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunulduğunu da hatırlattı ve gerçekleştirilecek sempozyumun tüm bileşenler açısından hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu.
Köseoğlu: “Sempozyum çözüm önerilerinin üretildiği bir düşünce zemini sunuyor”
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu ise sempozyumun akademik bilgi ile uygulamayı buluşturan güçlü bir platform olduğunu vurguladı.
Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumun, yalnızca teorik tartışmalarla sınırlı kalmadığını belirten Rektör Köseoğlu, yargı kararları, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve çözüm arayışlarının birlikte ele alındığını ifade etti. Bu geri dönüşlerin, sempozyumun ikincisini düzenleme noktasında kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.
Bu yılki sempozyumda da 4688 sayılı Kanun’un uygulanmasında ortaya çıkan sorunların, yargı kararları ışığında ele alındığını belirten Ali Cengiz Köseoğlu, programın kapsamına dikkat çekerek, “Yargıtay ve Danıştay kararlarının değerlendirilmesinden toplu sözleşmenin hukuki niteliğine, uyuşmazlık çözüm yollarından sendikal güvencelere kadar geniş bir perspektif benimsendi” diye konuştu.
“Bazı başlıklar artık ertelenemez halde”
Son toplu sözleşme sürecinde yaşanan tıkanıklıkların, mevzuatın yeniden ele alınması gerekliliğini daha görünür hale getirdiğini ifade eden Köseoğlu, toplu sözleşme masasının işleyişi, tarafların konumu ve grev hakkının yokluğu gibi başlıkların artık ertelenemeyecek tartışmalar haline geldiğini vurguladı.
Sempozyumun yalnızca mevcut durumu tespit eden değil, aynı zamanda yeni model ve çözüm önerilerinin de tartışılabildiği bir zemin sunduğunu belirten Köseoğlu, uluslararası normlar ve yargı içtihatlarıyla desteklenen bu tartışmaların, kanun değişikliği ihtiyacına yönelik sağlıklı bir perspektif sunacağına inandığını ifade etti.
Köseoğlu, sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen Memur-Sen Konfederasyonu başta olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür ederek, etkinliğin hem akademik literatüre hem de uygulamaya önemli katkılar sunacağını söyledi.
Sempozyumun ilk gününde 3 oturum gerçekleştirildi
Konuşmaların ardından 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun yargı kararları ışığında ele alındığı sempozyumun oturumlarına geçildi.
Sempozyumun birinci oturumu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı Doç. Dr. Seracettin Göktaş’ın oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, “4688 sayılı Kanun’a ilişkin Yargıtay kararlarının değerlendirilmesi” başlıklı sunumunu yaptı. Prof. Dr. Sümer, Yargıtay İçtihatlarının Sendikal Haklar, Toplu Sözleşme Süreçleri ve Kamu Görevlilerinin Çalışma hayatına etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sempozyumun ikinci oturumu, Danıştay 12. Dairesi Başkanı Mahmut Doğan’ın oturum başkanlığında yapıldı. Oturumda, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatma Ebru Gündüz, Danıştay kararlarının 4688 sayılı Kanun çerçevesinde ortaya koyduğu hukuki sonuçlara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
“Toplu sözleşme ve yararlanma” başlığıyla düzenlenen üçüncü oturum, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talat Canbolat’ın oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda, AYBÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yeliz Şanlı Atay, toplu sözleşmenin hukuki niteliğini ele aldı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Serkan Taylan Karaç, toplu sözleşmenin tarafları, kapsamı, süresi ve işleyişine ilişkin sunumunu gerçekleştirdi. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Gökhan Türe ise toplu sözleşme ve yararlanma konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.





