KONFEDERASYON HABERLERİ

Ali Yalçın: Asıl önemli olan dijitalleşmeye yön vermektir
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenlediği 14 Çalışma Meclisi’ne katıldı. Programda konuşan Yalçın, dijital dönüşümün çalışma hayatında kaçınılmaz bir gerçek olduğunu belirterek, bu sürecin çalışan haklarını, sosyal adaleti ve insan onurunu koruyan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Yalçın, “Asıl mesele dijitalleşmeye hazırlık değil, dijitalleşmeye yön vermektir” dedi.
Programa; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başta olmak üzere emek ve çalışma hayatından birçok temsilci katıldı.
Programda konuşan Cevdet Yılmaz, küresel ölçekte ekonomik güç dengelerinin hızla değiştiğine dikkat çekerek, bu dönüşümün jeopolitik ve siyasi alanlarda da belirleyici etkiler oluşturduğunu ifade etti. Yılmaz, mevcut uluslararası sistemde eski kurum ve kuralların büyük ölçüde geçerliliğini yitirdiğini, uluslararası hukuk ve kurumların ise giderek etkisizleştiği bir sürecin yaşandığını vurguladı. Bu jeopolitik ve ekonomik kırılmaların belirsizlikleri ve riskleri artırdığını belirten Yılmaz, söz konusu gelişmelerin ekonomiler üzerinde derin etkiler oluşturduğunu dile getirdi.
Öte yandan küresel ölçekte, özellikle yapay zekâ başta olmak üzere dijitalleşme alanında kapsamlı bir dönüşüm sürecinin yaşandığını kaydeden Yılmaz, bu değişimin ekonomik yapıları ve üretim süreçlerini köklü biçimde dönüştürdüğünü söyledi. Dijitalleşmenin, iş dünyasında, üretim modellerinde ve mesleklerin icra biçimlerinde yıkıcı yenilikleri beraberinde getirdiğini ifade eden Yılmaz, Dünya Ekonomik Forumu raporlarına atıfta bulunarak, çok sayıda mesleğin risk altında olmasına rağmen 2030 yılına kadar dijital imkânlar sayesinde yaklaşık 170 milyon kişiye yeni istihdam alanı oluşabileceğini aktardı. Yılmaz, mesleklerin tamamen ortadan kalkmasından ziyade, dijital teknolojilerle birlikte icra ediliş biçimlerinin dönüşüme uğradığını da belirtti.
Bakan Işıkhan: Çalışma hayatı köklü bir dönüşüm içerisinde
Programda konuşan Bakan Vedat Işıkhan, Çalışma Meclisi’nin; işçi, işveren ve kamu temsilcilerinin bir araya geldiği üçlü sosyal diyalog mekanizmasının en üst ve en kapsayıcı platformu olduğunu belirtti. Işıkhan, bu yapının çalışma barışının güçlendirilmesine, sendikal süreçlerin geliştirilmesine ve sosyal adaletin pekiştirilmesine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
2024 yılında düzenlenen 13. Çalışma Meclisi’nde “Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı” ana başlığı altında emeğin, sendikal örgütlenmenin ve istihdamın geleceğinin ele alındığını anımsatan Işıkhan, bu yıl gerçekleştirilecek Çalışma Meclisi’nin ana temasının ise “Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm” olarak belirlendiğini söyledi.
Dijital dönüşümün artık geçici bir eğilim değil, hayatın ve iş dünyasının merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçeklik olduğuna dikkat çeken Işıkhan, dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin çalışma hayatını köklü biçimde dönüştürdüğünü vurguladı. Bu yeni dönemin üretim süreçlerini otomatikleştirerek verimliliği artırdığını, istihdam, beceri ve ücret yapıları üzerinde derin etkiler oluşturduğunu ifade eden Işıkhan, söz konusu dönüşümün aynı zamanda küresel rekabet gücünü artıran önemli bir fırsat alanı sunduğunu dile getirdi. Işıkhan, Türkiye’nin bu küresel değişim dalgasına uyum sağlayarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmesi için yeşil ve dijital dönüşümü entegre bir yaklaşımla hayata geçirmesi ve adil geçişi sağlaması gerektiğini kaydetti.
“Tüm taraflara önemli sorumluluklar düşüyor”
Yeni dönemde tüm tarafların önemli sorumluluklar üstlendiğine işaret eden Işıkhan, işverenlerin dijitalleşmeyi yalnızca maliyetleri düşüren ya da iş gücünü ikame eden bir araç olarak görmemesi gerektiğini ifade etti. İnsan kaynağını merkeze alan, çalışanlarını yeni becerilerle donatan ve yeniden eğitim süreçlerine yatırım yapan bir yaklaşımın esas alınması gerektiğini vurgulayan Işıkhan, yapay zekâ ve otomasyon yatırımlarının nitelikli istihdamı artıran ve çalışma barışını güçlendiren bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sendikalara da çağrıda bulunan Işıkhan, sendikaların bu dönüşümün karşısında duran değil, dönüşümü yönlendiren ve çalışanları bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemelerinin önemine dikkat çekti. Dijitalleşme ve yeni çalışma modelleri karşısında “kayıp” dili yerine “hak ve fırsat” diliyle hareket edilmesi gerektiğini belirten Işıkhan, çalışanların emeğini, hakkını ve geleceğini korurken üretim, rekabet ve verimliliğin ülke açısından taşıdığı önemin de gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
Temel hedeflerinin, insan onurunu esas alarak adil çalışma koşullarını sağlamak ve çalışan haklarını güvence altına alarak bu dönüşümü yönetmek olduğunu dile getiren Işıkhan, dijitalleşmenin iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit değil; daha nitelikli, esnek ve sürdürülebilir işlerin oluşturulması için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Işıkhan, Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini öncelikli hedef olarak benimsediklerini sözlerine ekledi.
“Mesele, dijitalleşmenin kimin için ve hangi değerlerle yönetileceğidir”
Gerçekleştirilen konuşmaların ardından düzenlenen “Çalışma Hayatı ve Dijital Dönüşüm” adlı panelde söz alan Ali Yalçın, dijital dönüşümün yalnızca özel sektörde değil, kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinde de etkisini güçlü biçimde hissettirdiğini ifade etti. Yalçın, bilişim sistemleri ve e-uygulamalarla kamu hizmetlerinin hızlandığını, hizmet kalitesi ve çeşitliliğinin arttığını belirtti.
Dijitalleşmenin doğrularını ve yanlışlarını tartışmadan hayatın merkezine alındığı bir dönemde olunduğuna dikkat çeken Yalçın, asıl meselenin bu sürece yön vermek olduğunu vurguladı.
Dijital dönüşümle birlikte çalışan hakları, sendikal yapılar ve kurumsal yönetim anlayışlarının yeniden şekillendiğini ifade eden Yalçın, mahremiyeti, hakları ve sınırları koruyacak yasal ve idari düzenlemelerin bu süreçte hayati önem taşıdığını söyledi.
Küresel sistemin emeği değersizleştiren bir anlayışı yaygınlaştırmaya çalıştığını dile getiren Yalçın, çalışanların salt performans algoritmalarına indirgenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Memur-Sen dijital dönüşümü sahada ve uluslararası alanda tartışıyor
Memur-Sen olarak dijital dönüşüm konusunu uzun süredir ulusal ve uluslararası düzeyde ele aldıklarını belirten Yalçın, kamu personel sistemine etkilerin tespit edilmesi amacıyla 81 ilde örgütlü teşkilatlar aracılığıyla üyelere yönelik interaktif eğitimlerin sürdürüldüğünü aktardı.
Yetkili konfederasyon olarak kamu görevlilerinin bu dönüşümden olumsuz etkilenmemesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Yalçın, emeğin küresel bir mesele olduğu anlayışıyla öncülüğünü yaptıkları Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) çatısı altında 25 ülkeden yaklaşık 30 milyon çalışanı bir araya getirdiklerini söyledi.
Ali Yalçın: Dijitalleşme yeni riskleri de beraberinde getiriyor
Dijital dönüşümün yeni meslekler ortaya çıkarırken bazı mesleklerin de ortadan kalkmasına yol açabileceğini ifade eden Yalçın, uzaktan ve esnek çalışma modelleriyle birlikte çalışma ortamı, iş yeri, mobbing ve iş kazası kavramlarının hukuki niteliğinin değiştiğine dikkat çekti.
Sağlık-Sen ve Eğitim Bir-Sen tarafından hazırlanan raporların, kamu görevlilerinin fiziki şiddetten daha yoğun biçimde siber şiddete maruz kaldığını ortaya koyduğunu belirten Yalçın, teknostres ve siber şiddet gibi kavramların çalışma hayatında giderek daha fazla yer tuttuğunu ifade etti.
“Esnek çalışma, memuru 7/24 mesaiye dönüştürmemeli”
Uzaktan ve esnek çalışma modellerinin çalışma hakkının özünü zedelememesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, bu modellerin çalışma saatlerini belirsizleştirerek memurun özel hayatını sürekli mesaiye çevirmemesi gerektiğini söyledi.
Sosyal güvenlik ödemelerinde kesinti yapılmaması, mali haklarda kayıp oluşturulmaması ve iş-aile hayatı dengesinin korunmasının altını çizen Yalçın, uzaktan çalışmanın kurallarının sendikaların görüşü alınarak adil bir yasal çerçeveyle belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
“Hiçbir kamu görevlisi dijital dönüşüm nedeniyle işsiz kalma kaygısı yaşamamalı”
Dijital dönüşüm sürecinde istihdam güvencesinin aşındırılmasına izin verilmemesi gerektiğini belirten Yalçın, maliyet minimizasyonu yerine mevcut personelin sürekli eğitimlerle yeni beceriler kazanmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.
Memurlar açısından farklı çalışma modellerinin 657 sayılı Kanun’da yasal güvence altına alınmasının önemine işaret eden Yalçın, sendikal örgütlenmenin dijitalleşme karşısında zayıflamasına da izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Tonbul: İşbirliğine hazırız
Programın “Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri” isimli panelinde konuşan Hacı Bayram Tonbul ise yapay zekâ ve dijital uygulamaların hayatın merkezine yerleştiğine dikkat çekti. Tonbul, mantıklı olan ile vicdanlı ve adil olanın her zaman örtüşmeyebileceğini belirterek, insanı merkezin dışına iten sistemlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Dijital dönüşüm sürecinde emeği ve insan onurunu merkeze alan, sosyal adaleti ve demokratik katılımı güçlendiren bir anlayışın esas alınması gerektiğini vurgulayan Hacı Bayram Tonbul, Memur-Sen’in bu doğrultuda her türlü yapıcı iş birliğine hazır olduğunu ifade etti.





